İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ

ARILARIN ÖNEMİ

Dünya’da ve Türkiye’de Arıcılık

Bal arılarının Ekosistem, Bitkisel Üretim ve Gıda Zincirindeki Önemi

Kırsal Kalkınmada Arıcılığın Yeri

Türkiye Arıcılığının Potansiyeli

 

ARICILIK TEHLİKEDE, YAŞANAN SORUNLAR

Yetersiz Eğitim

Yanlış Koloni Dağıtımı

Damızlık Ana Arı Yetersizliği

Arı Sağlığında Teşhis ve Tedavi Yetersizliği

Balda Kalite Kontrol Sorunu

İlaç Kalıntıları

Ticari Şekerle Bal Üretimi

GDO lu Şekerlerle Beslemenin Kolonilere Zararı

 

GELİNEN VAHİM DURUM

Yanlış Uygulamalar Sonucu Son Yıllarda Kitlesel Arı Ölümleri Yaşanıyor

Bal Üretimi Düştü

İklimsel Olumsuzluklar da Arı Ölümlerini Tetikliyor

Türkiye Bal İthal Ediyor

 

TEMA VAKFI ARICILIK ÇALIŞMALARI

Artvin Borçka – Camili Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesi

Havzanın Sosyal ve Ekonomik Yapısı

Geleneksel Arıcılık

Havzanın İzolasyonunun Sağlanması

Uygulanan Entegre Proje

Havzadaki Kolonilerin Özelliklerinin Belirlenmesi

Ahmet İnci'nin Tespitleri

Diğer Bilimsel Çalışmalar

Seleksiyon Çalışmaları

Koloni Verimlerinde Varyasyon Var, En Önemli Sebebi Genetik Nedenler.

Suni Dölleme Çalışmaları

Suni Döllenmiş Ana Arıların Kullanılması

Gençlerin Ana Arı Üretimi İçin Eğitilmeleri

Organizasyon

Avrupa Birliği Kaynakları İle Arıcılık Eğitiminin Genişletilmesi

Ana Arı Üretimi ve Sağlanan Gelir

Organik Bal Üretimi ve Sağlanan Gelir

Kafkas Arısı Çalıştayı

Posof’ta Yapılan Çalışmalar

Adıyaman’da Yapılan Çalışmalar

Çam Pamuklu Koşnili Çalıştayı

Kaçkar Projesi

Arıcıların Kendi Ana Arılarını Üretmeleri Çalışmaları

TEMA Vakfı BTC, TEMARI A.Ş Macahel Arıcılık A.Ş. Organik Bal üretim Projesi

TEMA Vakfı’nın Çalıştığı Arıcılarda Koloni Ölümleri Olmamaktadır.

 

TEMA VAKFI ARICILIK ÇALIŞMALARI PROJEKSİYONLARI

 

SONUÇ

------------------

 

ÖNSÖZ

TEMA Vakfı’nın kuruluş senedindeki görevi Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Korumadır. Pek çok kimse TEMA Vakfı’nın arıcılıkla ne alakası olabilir diye düşünebilir. 1996 yılında TEMA Vakfı’nın düzenlediği bir programla Artvin – Borçka – Camiliye (Macahel) gidilmişti. Macahel; coğrafyası, doğası, bitkisi, yaban hayatı, doğal ormanları ile bozulmadan kalabilmiş bir vadidir.

Vadide yaşayanlara içinde oldukları çevrenin ve doğal varlıkların çok kıymetli olduklarını, bunların korunmaları gerektiğini söylediğimizde, bu kadar kıymetin içinde yaşıyoruz da neden diz boyu fakiriz diye yanıt alınmıştır. O insanlar bizden yollarının yapılmasına yardımcı olmamızı istiyorlardı. Yolları açıldığında komşu vadilerde olduğu gibi orman işçiliği yapacaklar, kesim ve taşıma hizmetlerinden gelir elde ederek doğdukları bu yerde hayatlarını sürdürebileceklerini düşünüyorlardı. Aksi takdirde pek çoklarının yaptıkları gibi doğdukları ve çok sevdikleri yerlerden göç etmeleri kaçınılmazdı.

Göçü ve doğa tahribatını önlemek için orman işçiliğinin dışında gelir imkanlarının bulunması gerekiyordu. Bu yapılabildiğinde havzadaki doğal varlıklar korunabilirdi. Bu gelir getirici faaliyetlerden birisi ve belki de en önemlisi havzadaki mevcut arıcılığın geliştirilmesi ve gelir getirici duruma getirilmesi idi. TEMA Vakfı böylece arıcılığa girdi.

Ancak vadide arıcılığı teknik olarak uygulamak ve sorunlarını çözmek yetmedi. Üretilen ana arıların pazarlanabilmesi için örgütlenme gibi sorunların da çözümlenmesi gerekiyordu. Bu vesile ile vadide daha önce kurulmuş Macahel Arıcılık A.Ş’ye ve daha sonra da bal pazarlamada görev yapan TEMARI A.Ş.’de n hizmet desteği alındı.

Oluşturulan sistem üreticiler, arıcılık tekniği uygulamaları, örgütlenme ve pazarlama olarak tam bir entegrasyonla çalışıyor. Macahel A.Ş. üretilen ana arıların satış fiyatından % 20 pay alıyor ve bu pay halen şirketin giderlerini karşılamadığı için, açık proje sponsoru tarafından karşılanıyor.

Bu kırsal kalkınma modeli ‘’Johannesburg Dünya Çevre Konferansı’’nda ödül aldı.

Arıcılık doğru yapıldığında kırsal kesim insanına kısa sürede gelir getirici bir faaliyet. Ancak arıcılığın ülke genelinde eğitim, damızlık, kalite kontrol ve pazarlama gibi sorunları bulunuyor.

Türkiye arıcılığının dar boğazlarından olan bu konularda AB (Avrupa Birliği) , BTC (Bakü - Tiflis- Ceyhan Boru Hattı Şirketi) ve TEMA Vakfı’nın kaynaklarından yararlanarak çalışmalar yapıldı ve çok olumlu sonuçlar alındı.

Kafkas arısının kullanılabileceği pek çok il ve ilçelerde ana arı kullanılması, arı
hastalıkları, besleme ve bakım vb. konularda konferanslar verildi. Muhtemel tehlikelere karşı yedek bir gen kaynağı oluşturmak üzere, Ardahan Valiliği ile işbirliği yapılarak Posof’ta ana arı üretimi eğitimi ile, Posof’taki Kafsas arısı ekotipinin çalışmaları başlatıldı.

Artvin ve Adıyaman’da arıcıların kendi ana arılarını üretmeleri sağlandı.

Artvin ve Ardahan’da organik bal üretimine geçildi.

TEMA Vakfı’nın yaptığı bu arıcılık çalışmaları Türkiye arıcılığının son yıllarda
düştüğü sıkıntılardan kurtarılması için model olma niteliğindedir. Türkiye arıcılığı fevkalade tehlikeli bir dönemden geçerken, umuyoruz ki bu kitapçıkta anlatılanlar
ilgili kişi ve kurumları arıcılık konusunda düşünmeye ve önlem almaya sevk eder.

Ümiy Y. Gürses

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

ARILARIN ÖNEMİ

Dünya’da ve Türkiye’de Arıcılık .

Dünya’da 50 milyon balarısı kolonisi var. Bir milyon 350 bin ton bal üretiliyor.

Uluslararası bal ticareti 325 bin ton. AB ülkelerinin yıllık bal ithalatı 225 bin ton.

Avustralya, Kanada, Arjantin, İsrail ve Çin gibi ülkelerde koloni başına verim 50-60 kg. Bu yüksek verimi alabilmek için kolonilerinin ana arılarını damızlık değeri yüksek ana arılarla her yıl değiştiriyorlar. Gelir düzeyi yüksek ülkelerde kişi başına bal tüketimi 2-3 kg.

ABD gibi ileri tarım ülkelerinde bal arısı kolonileri bitkisel üretimin döllendirilmesinde kullanılıyor. Arıcılar esas gelirlerini bu döllendirme hizmetinden sağlıyorlar. AB ülkelerinde ithal ve yerli üretim balların kaliteleri çok sıkı denetleniyor.

Türkiye’de 4,5 milyon koloni vardı. Koloni başına verim 17 kg idi. Yılda 50-60 bin ton bal üretiliyordu. 38 bin aile arıcılık yapıyordu. 10 bin aile geçimini sadece arıcılıktan sağlıyordu. Yılda 5-6 bin ton bal ihraç ediliyordu. 20 koloniden sadece bir tanesinin ana arısı değiştirilebiliyordu. Değiştirilen ana arıların da damızlık vasıfları ve kaliteleri kontrol edilemedi. Türkiye’de bal kalitesi denetimi yok denecek kadar yetersiz ve göstermelik. Ticari früktozlu ve sakarozlu ballar yaygın olarak pazarlanıyor.

Yanlış arıcılık uygulamaları ve olumsuz iklim koşulları nedeni ile son iki kışta %50 yi geçen koloni kayıpları oldu, bal üretimi düştü, ihracat durdu, ithalat başladı.

Türkiye’de arıcıların büyük çoğunluğu gezginci arıcılık yapmaktadır.

Bal Arılarının Ekosistem, Bitkisel Üretim ve Gıda Zincirindeki Önemi

Bal arıları nektar ve polen toplamak için çiçekleri ziyaret ettiklerinde onların döllenmesini ve ürünün oluşmasını sağlarlar. Bir gram (bir damla) balın üretimi için arılar yaklaşık 120.000 çiçeği ziyaret ederler. Bitkilerin gelişmesinde, tarımsal ürünlerin oluşmasında ve hayvancılığın ana girdisi olan yem bitkilerinin veriminde, arılar su ve gübre kadar önemlidir. Özellikle zararlı böcek mücadelesi yapılan tarım alanlarında diğer dölleyici böcekler öldükleri için döllenmede mutlaka bal arısına ihtiyaç duyulmaktadır.

Ayçiçeğinde hiç döllenmeyen tarlalardaki verime göre, arılarla yeterli döllenen tarlalardaki verimin beş kat arttığı görülmektedir. İdeal döllenme için her üç dekar ayçiçeği tarlasında bir arı kolonisi bulundurulması gerekmektedir. Bu bir koloni üç dekarlık alandan 20-30 kg arasında bal toplayabilmektedir. Bir koloninin üç dekarlık ayçiçeği tarlasında sağladığı ürün artışının değeri ürettiği balın değerinin en az 10 katıdır. Yeni dünya meyvesinde arılarla döllenmeyen ağaçlarda çiçeklerin yüzde 4’ü meyve tuttuğu halde arılarla döllenmiş çiçeklerin meyve tutma oranı yüzde 83 olmuştur. Elma bahçelerinde arıların olmaması halinde çiçeklerin meyve tutma oranı yüzde 5, bal arıları ile döllenmiş bahçelerde çiçeklerin meyve tutma oranı ise yüzde 22 olarak gerçekleşmiştir. Yoncada arılarla döllenmeyen tarlada tohum bağlama oranı yüzde 1-2 iken arılarla döllenen tarlada bu oran yüzde 53’e çıkmıştır.

Böceklere karşı kafes içinde korunan 1 m² korunga alanından 9 gram tohum alınmasına karşın arılarla tam olarak döllenen 1m² alandan 179 gram korunga tohumu elde edilmiştir. Bu örnekleri teyit eden binlerce bilimsel araştırma vardır ve polinasyon olarak bilinen bir bilim kolu gelişmiştir. Arının polinasyon özelliğini bilen bilim adamı Albert Einstein arılar olmazsa tarımsal ürününde olamayacağının önemini vurgulamak için arılar öldüğünde insanların da aç kalarak yaşamlarının biteceğine işaret etmiştir.

Bal arıları ayçiçeğinde üretimi en az üçte bir oranında artırmaktadır.

 

Kırsal Kalkınmada Arıcılığın Yeri

Küçük girdi destekleri ve arıcılık eğitim programları ile kırsal kesim insanına arıcılık yaptırmak mümkündür. Çiçeklerdeki nektar çiçeklenme döneminde arılar tarafından toplanıp bala dönüştürülerek değerlendirilemez ise bu doğal kaynak kaybolur. Arıcılık kırsal alandaki iş gücünü üretken hale getirmenin yanı sıra, yok olan doğal kaynağı da ekonomiye kazandırmaktadır. Fazla iş gücü ve arazi gerektirmez. Tarımla uğraşan veya kırsal alanda yaşayan her insan bir yan faaliyet olarak arıcılık yapabilir. Özellikle arı sütü ve polen üretiminde kadınlar daha başarılı olmaktadır. Arıcılık kaynak tüketmeden sürekli yapılabilen bir üretim dalıdır ve sürdürülebilir kırsal kalkınmanın önemli bir aracıdır.

Organik bal üreten bir arılık

Türkiye Arıcılığının Potansiyeli

Ülkemiz adeta bir kıta gibi, yedi ayrı iklim özelliği gösteriyor. Buna bağlı olarak varolan 1200 bitkinin büyük bölümü nektarlı ve polenli bitkiler. Rehabilite edilecek bozuk mera ve orman alanlarına paralel olarak ballı bitkiler miktar ve çeşit olarak daha da artacaktır.

Dünyanın en verimli bazı arı ırklarının ana vatanı Anadolu topraklarıdır. Bunların en önemlileri Kafkas, Anadolu, Meda, Suriye, Kıbrıs, Muğla ve Karnica arıları. Anadolu insanının 3000 yıllık arıcılık geleneği vardır. Geleneksel tedavi ilaçlarının %90’ının içeriğinde bal vardır. İnsanlarımız balı şifa diye tüketmektedirler.

Balın dış satım şansı yüksektir. Bu imkanlar iyi değerlendirilerek Türkiye arıcılığını bugünkünün en az on katı büyütmek mümkündür. Diğer yandan halen 225 bin ton bal ithalatı ile çok önemli bir pazar olan AB topluluğunun bal açığını karşılamada Türkiye’nin diğer tarımsal ürünlerinin hiçbirisinde olmayan önemli bir şansı bulunmaktadır.

 

ARICILIK TEHLİKEDE, YAŞANAN SORUNLAR

Arıcılığın bitkisel üretim ve kırsal kalkınma için bunca önemine karşın Türkiye arıcılığının eğitim, damızlık, arı sağlığı ve bal kalitesinin kontrolü gibi önemli sorunları vardır.

Yetersiz Eğitim
Arıcılık babadan, komşudan veya arıcılık yapıyor olanlardan usta çırak ilişkisi ile öğrenilmektedir. Birçok üniversitede arıcılık kürsüleri varken, sayıları 15 adedi bulan arıcılık yüksek okul programları açılmışken, her tarım müdürlüğünde arıcılık uzmanı diye görevlendirilen kişiler bulunuyorken modern arıcılık teknikleri hala üretici tabanına benimsetilememiştir.

Yanlış Koloni Dağıtımı
1990-2000 yılları arasında köylüleri arıcı yapacağız diye kamu eli ile 700 bin koloni dağıtılmıştır. Bu koloniler Sosyal Yardımlaşma Vakıfları, İl Özel İdareleri ve Orman Bakanlığı gibi kuruluşlarca arı tüccarlarından satın alınmış ve eğitilmemiş köylülere verilmiştir. Bu dağıtımı ağırlıkla Tarım Bakanlığı taşra teşkilatları yapmıştır.

Koloni dağıtımına iyi niyetle başlanmış olmasına rağmen uygulamada daha kolay ve ucuz temin edilebilen Muğla Irkı koloniler satın alınmış ve Anadolu'ya verilmiştir. Muğla arısının Çam Basra Böceği'ne endeksli bir yaşam biyolojisi vardır. Bu arı ilkbahar ve yaz sezonu boyu yavru yaparak kendisini Eylül ayındaki basra balına hazırlar. Bu arı Muğla'da başarılıdır. Muğla arısı ile Anadolu'da çiçek balına endeksli arıcılık yapılamamaktadır. Anadolu'da kışlamak durumunda olan Muğla arısı kışın ölmektedir. Dağıtılan bu koloniler kalitesizlikten ve adaptasyon sorunundan dolayı ölmüşlerdir. İlgili kurumlarda bu kolonilerin öldüğünü belirten onlarca rapor bulunmaktadır. Bu proje sadece arı tüccarlarının işine yaramıştır. Dağıtılan bu kolonilerle arı hastalıkları da yaygınlaştırılmıştır. Uygulamadaki yanlışlıklar kamu bütçesine milyonlarca lira zarar verirken bu zararın yanı sıra Anadolu'nun kırsal kesim insanının arıcılık yapma geleneği de öldürülmüştür.

Bu çarpıklık ve adaptasyon problemli koloni dağıtımı sürdürülerek devam ettirilmektedir. Ankara İli'nde geçmiş yıllarda 4 defa dağıtılan kolonilerin tamamının ölmüş olmasına rağmen 2005 yılında yeniden 4500 koloni dağıtılmıştır.

Damızlık Ana Arı Yetersizliği
Günümüzde arıcılığı gelişmiş ülkelerde sadece izole alanlarda yetiştirilebilen hibrit ana arılar kullanılıyorken, Türkiye'de mevcut 4.5 milyon koloninin 4 milyonunda hiç ana arı kullanılmamaktadır. Üretilen ve yılda 300.000 koloniye verildiği bildirilen, yani Tarım Bakanlığı’ndan teşvik olarak verilen ana arılarda ırkları, üretim kaliteleri, dağıtıldıkları bölgelerdeki adaptasyonları bakımından çok önemli sorunlar yaşanmıştır.

Muğla'da çam balı koşniline on binlerce yıl yaşamını endekslemiş Muğla arısının nasıl kendisi karlı ve soğuk bölgelerde yaşayamıyorsa, Muğla arısının erkekleri ile döllenen ana arıların yavruları da soğuk bölgelerde kış aylarında yaşayamamaktadır. Yetiştirilen ve ticari olarak satılan ana arıların büyük bir bölümü baba hattı açısından Muğla arısı kanı taşımaktadır. Bu ana arılar Anadolu'daki kolonilerde başarılı olamamaktadırlar.

Diğer yandan yetiştirilen ana arıların ırkına, çiftleştirme bölgesinin özelliğine ve yetiştirilme kalitesine bakılmaksızın ana arı başına destek verilmiştir. Dört yıllık uygulamadan sonra bu yanlışlık anlaşılmış ve 2008 yılında uygulanmayacağı belirtilmektedir. Türkiye'de yılda damızlık değeri yüksek en az 2.2 milyon ana arı kullanılması gerekir. Normal yıllarda koloni başına alınabilen ortalama 17 kg. verimin yükseltilmesinin olmazsa olmaz koşulu yüksek verimli ırklardan, verildiği bölgeye uygun ve yetiştirme kalitesi yeterli ana arı kullanmaktır.

Ana arıların yeterince döllenmediği erkek arı
kolonisi yetersiz bir çiftleştirme alanı

Melez İşçi Arı Sarı Abdomen Halkalı, Saf Kafkas İşçi Arı
Siyah Abdomen Halkalı

 

Arı Sağlığında Teşhis ve Tedavi Yetersizliği
TÜBİTAK VHAG-95 araştırma projesinde incelenen arı kolonilerinde Adana'da yüzde 32, Bitlis'te yüzde 42, Diyarbakır'da yüzde 49, Hatay'da yüzde 52 oranında Amerikan yavru çürüklüğü tespit edilmiştir. Ankara Etlik Veteriner Araştırma Enstitüsünce Kasım 2000'de yapılan ve III. Türkiye Arıcılık Kongresine sunulan tebliğde Ankara İli’nde kovanlardan ve piyasadan alınan bal örneklerinin incelenmesi sonucunda yüzde 14 oranında Amerikan yavru çürüklüğü etkeni, aynı araştırmada İzmir piyasasında satılan balların yüzde 44'ünde Amerikan yavru çürüklüğü etkeni bulunduğu bildirilmektedir.

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü tarafından 2001 yılında Ankara İli arılıklarından alınan 10.158 arı örneğinde yapılan araştırmada bütün kolonilerde Varroa ve Nosema bulunmuştur. Aynı araştırmada yavru hastalıkları açısından kolonilerin yüzde 75'inin Amerikan ve Avrupa Yavru Çürüklükleri ve kireç hastalıkları ile bulaşık oldukları saptanmıştır.

Avrupa Birliği mevzuatına göre, Amerikan Yavru Çürüklüğü görülen kolonilerin yakılması gerekir. AB’ye uyum kuralları gereği Bakanlar kurulu bu mevzuata uyacağım diye imza atmıştır, ancak Türkiye'de böyle bir uygulama başlatılamamıştır.

Üretimde neredeyse sağlıklı koloni yokken Tarım Bakanlığı'nda arı hastalıklarını teşhis edip doğru tedaviyi önerecek teçhizli ve yetkili bir arı hastalıkları laboratuarı bulunmamaktadır. Yaygın olan bu hastalıklara karşın ülke genelinde uyulması gereken tedbirlerle ilgili bir politika da geliştirilememiştir.

 

Balda Kalite Kontrol Sorunu

İlaç Kalıntıları:
Üreticiler yoğun arı hastalıkları ile bulaşık kolonileri tedavi etmek amacı ile pek çok kimyasallar kullanmaktadırlar. Varroa parazitine, yavru çürüklüklerine ve ergin arı hastalıklarına karşı kullanılan kimyasallar ve antibiyotikler balda kalıntılar bırakmaktadır. Bu kalıntılar çoklukla Avrupa Birliği bal kodeksi limitlerinin üstünde bulunmaktadır ve dış satımda ciddi engeller oluşturmaktadır. Bazen de dış satımdan ballar geri gelmektedir.

Kimyasal kalıntılar açısından tespitler farklıdır. Örneğin bal ambalajlayan ve balda naftalin analizleri yaptığını ifade eden bir firma üreticilerden gelen balların % 90'ında naftalin ve antibiyotik kalıntısı olduğunu ifade etmektedir. Tarım Bakanlığı Kalıntı İzleme Dairesi ise naftalin kalıntılarının son yıllarda azaldığını bildirmektedir.

Ayrıca Avrupa Birliği'nde yasak olan ve Çin ballarına ambargo konmasına neden olan Türkiye arıcılarının bilmediği ve kullanmadığı Kloramfenikol'un Türk balı olarak Avrupa'ya satılan ballarda çıkması izah edilemez bir durum olarak görülmektedir. Bu durumun bir tek açıklaması bulunmaktadır. Çin ballarının Türk balı diye AB'ye satılmaya çalışılmasıdır. Ballar geri gelince de iç piyasaya verilmesidir. Avrupa Birliği'nin kalıntı izleme komisyonunun 2005 Ocak ayında yaptığı tespitlerin raporu ile 21-26 Ağustos 2005 tarihinde İrlanda - Dublin'de yapılan Dublin 39. Dünya Arıcılık Kongresi'nde (Apimondia) Aplika Laboratuarı yetkililerince sunulan 114B numaralı tebliğdeki bilgiler bu durumu teyit etmektedir.

Petekli Ballardaki Temel Petekler Daha Büyük Risk Taşıyor:

Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan ve sadece Türkiye'ye mahsus olan petekli bal tüketimi ile daha büyük bir risk yaşanmaktadır. Türkiye'de maalesef naftalin kalıntısız ve parafin katkısız temel petek bulunmamaktadır. Bu naftalinli ve parafinli temel petekler balla tüketilmektedirler. Naftalin de parafinde petrol ürünüdür ve kanserojendirler. Petekli bal tüketim alışkanlığı olan tüketicilere temel petekleri yemeden petekli balları nasıl yiyecekleri anlatılmamaktadır.Tüketicilere bu anlatılmalıdır.

Ticari Şekerlerle Bal Üretimi
Yürürlükte olan bal kodeksinde çay şekeri sakaroz oranının çiçek ballarında en çok %5 olabileceği belirtilmiştir. Uzun yıllardır bazı üreticilerin özellikle petekli bal üretimi için kolonilerini bal üretim sürecinde de sakarozla besledikleri görülmektedir. Dolayısı ile ballarda sakaroz oranı % 50 seviyelerine doğru artmaktadır. Petekli bal piyasası açısından önemli bir merkez olan Erzurum'da bal dükkanlarında ballar şekerli ve şekersiz ballar olarak ayrılmakta ve değişik fiyatlardan satılmaktadır. Ancak, bu şekerli besleme ile üretilen ballara arılar vücut enzimlerini de kattığından bu sahtecilik klasik analizlerle kolay anlaşılamamaktadır.
Tarım Bakanlığı'nın klasik şeker laboratuarları kendilerini yenileyememiş ve bu tahşişi belirlemekte yetersiz kalmıştır. Bu eksikliğin üreticiler tarafından fark edilmesi ile tahşiş artmıştır. Üreticiler son yıllarda sakarozun yerine daha ucuz olan ticari glikoza ve früktoza yönelmişlerdir. Bu sahtecilik daha da yaygınlaşarak hiç arı görmemiş ticari şekerler doğrudan bal diye satılır olmuştur. 2004 yılının ikinci yarısında medyada sahte bal ve balda kalıntı haberleri arttıkça Tarım Bakanlığı piyasadan aldığı bal örneklerini ticari şeker içerikleri açısından 2004 yılı sonuna kadar Ege Üniversitesi ARGEFARM laboratuarına göndererek balda mısır orijinli ticari şekerleri belirleyen C-13 analizi yaptırmıştır ve ticari glikoz içeren balları ambalajlayan bazı firmaları açıklamıştır.

Ticari glikoz ve früktozun piyasa değeri 1 YTL civarındadır. Bu sanayi ürünleri doğrudan veya doğal balla karıştırılarak en az 7-8 YTL ye bal diye satılmaktadır. Bu durum şekersiz bal üreten ve pazarlayanların aleyhine haksız bir rekabet yaratmaktadır. Nitekim binlerce doğal bal üreticisi arıcı ürettiği balı maliyetinin altında satmak mecburiyetinde kaldıkları için üretimden vazgeçmişler ve arıcılığı bırakmışlardır. Diğer taraftan bal diye ticari früktoza en az 7-8 YTL / kg para ödeyen tüketici kandırılmaktadır. Vitrinde bal diye satılanların ve en azından mısır şekeri orijinli balların yanlışını ve doğrusunu bilebilen teknik eleman, teknik bilgi ve laboratuar donanımı Tarım Bakanlığı’nda mevcuttur. Yapılması gereken bu imkanların müstakil bir laboratuarda bir araya getirilmesi, yanlışı ve doğruyu belirleme iradesinin gösterilmesidir. Bu irade gösterildiğinde Türkiye arıcılığı ve arıcısı kurtulacak, tüketici ise kandırılmadan doğru balı yiyebilecektir.

GDO’lu Şekerlerle Yapılan Beslemenin Kolonilere Zararı

Arıcılarımızın bilmeden yaptıkları bir yanlış ta mahalli üreticilerin sattıkları kekleri kullanmalarıdır. Ucuz olduğu için kekler genellikle mısır früktozundan yapılmaktadır. Yıllık 5.000 ton mısır früktozlu kek pazarlandığı bildirilmektedir.

Bu keklerin, arıların fizyolojilerini bozduğuna dair araştırmalar ve arıcı gözlemleri bulunmaktadır.

Diğer yandan bal kodeksine göre balda hiç olmaması gereken ticari früktoz arılara besleme amaçlı yedirildiğinde keklerle bala da geçmektedir.

 

GELİNEN VAHİM DURUM

Yanlış Uygulamalar Sonucu Son Yıllarda Kitlesel Arı Ölümleri Yaşanıyor

Son iki yıldır kitlesel arı ölümleri görülmektedir. İlk arı ölümleri haberi 2007 ilkbaharında Hatay’dan gelmiştir. 32.000 koloninin kış aylarında öldüğü bildirildi.

TEMA Vakfı’nın yaptığı çalışmalarda ve 20.07.2007 tarihinde ODTܒde yapılan akademik değerlendirme toplantısında 2006-2007 kışında Adıyaman’da, Ardahan’da ve Ankara’da % 50- 60 oranlarına varan arı ölümlerinin olduğu belirlendi.

2007-2008 kışında Muğla’da %50, Kahramanmaraş’ta %60, Edirne’de %62 oranında koloni kayıpları olduğu bildirilmiştir. Türkiye genelinde geçirilen iki kışta kaybedilen koloni miktarı % 50’nin üzerindedir.

 

İklimsel Olumsuzluklar Arı Ölümlerini Tetiklemektedir

Son yıllarda ülke genelinde yaşanan kuraklık arıcılığı da olumsuz etkilemiştir. 2006 ilkbaharında yaşanan soğuklar arı florasını da dondurmuş, koloniler sonbaharda genç nesil yetiştirememişler ve kışın kayıplar artmıştır.

2007 yazının yüksek sıcaklıkları Trakya’da ayçiçeğinin gelişmesini olumsuzetkilemiş, bundan arılar da yeterli nektar alamadıkları için zarar görmüşler ve koloni ölümleri artmıştır. Aynı ekstrem sıcaklar çam balının kaynağı Basra Koşnilini kurutmuş, arılar çam balı yapamamışlar ve kışın yüksek koloni ölümleri olmuştur.

Arıların gerçek ölüm nedenleri yukarıda ve önceki bölümlerde anlatılan nedenlerdir. Yani damızlık kullanılmaması, kullanılanların vasıfsız olmaları, arı hastalıklarının yaygınlığı, arıların GDO’lu früktozla beslenmeleri gibi nedenlerdir. Yukarıda belirtilen yanlışlıklardan dolayı hassaslaşan ve zayıflayan koloniler yaşanan olumsuz iklim koşullarının da tetiklemesi ile ölmektedirler.

Ölümler daha çok arıcılık bilgileri yetersiz, yukarıda bahsedilen yanlış uygulamaları yapan, iklim şartlarına göre önlem alamayan arıcıların kolonilerin de olmaktadır.

Bal Üretimi Düştü

Yıllık bal üretimi 60-65 bin ton iken, arı ölümlerine paralel olarak iklimsel nedenlerle flora yetersizliği de etkili olmuş, 2007 üretim sezonunda bal üretimi yarı yarıya azalmıştır.

Bal İthal Ediliyor

Tarım Bakanlığı 8.000 ton bal ithaline izin vermiş, arı ve bal cenneti Türkiye bal ithal eden ülke konumuna düşmüştür.

Arılara pancar şekeri yedirilerek üretilen balları belirleyen bir laboratuar analiz yöntemi henüz Türkiye’de bilinmemektedir. Pancar şekeri ile bal üretimi Türkiye’de olduğu gibi başka ülkelerde de yaygındır. İthal ballar vitrinlerdedir. Nasıl üretildikleri bilinmeyen ancak dünya piyasasında yaklaşık 2 dolar olan bu balları tüketicimiz en az 10 dolara yemektedir.

 

TEMA VAKFI ARICILIK ÇALIŞMALARI

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı: Bir gönüllü kuruluş.
Ana amacı erozyon, ağaçlandırma ve doğal varlıkların korunmasında kamuoyu bilinci yaratmak. 260 bin gönüllü üyesi var. Kuruluş amacına uygun konularda örnek projeler uyguluyor. TEMA Vakfı arıcılığı bitkisel üretimin, ormancılığın, mera ıslahının ve kırsal kalkınmanın çok önemli bir unsuru olarak görmektedir. Bu nedenle arıcılığın yukarıda bahsedilen sorunlarının bölge bazında hatta ülke bazında çözümünde model olabilecek aşağıdaki projeyi hayata geçirmiş bulunmaktadır.

Artvin- Borçka – Camili, Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesi
TEMA Vakfı'nın uyguladığı örnek projelerden birisi. "Artvin-Borçka-Camili Havzası Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesi". Camili Havzası Türkiye'nin dağlık Kuzeydoğu bölgesinde, Karadeniz'den 50 km içerde, Gürcistan sınırında, 27.000 hektar alanı olan bir havza. Yıllık yağış 2500 mm. civarında. Üç tarafı dağlarla çevrili. Akarı Gürcistan'a giden iki akarsuyu var. Gürcistan'a geçidi yok sınır kapalı. En düşük noktanın rakımı 400 m. Vadinin üst kesimindeki en yüksek nokta, Karçal Dağı (3415 m). Havza çok yoğun ormanlarla kaplı. Ballı bitkilerce çok zengin. Mart ayından itibaren çiçeklenme başlıyor. Havzadaki önemli ballı bitkiler Karayemiş, Orman Gülü, Kestane, Ihlamur, Böğürtlen, Yabanmersini, Ahududu, Karahindiba, Ballıbaba, Adaçayı ve Üçgüller.

Camili Havzası

Vadi çok yoğun ormanlarla kaplı

Vadide 3-4 asırlık ağaçlar bulunmakta

Dağ yolu kışın 3-4 m karla kapanmakta,
çığ riskinden dolayı açılamamaktadır.

Şelale: Havzada doğa harikası yerler mevcut

Havza çok yüksek dağlarla çevrilidir.
Dağlarda yaylalar vardır

Ana arı üreticileri ve arkada Camili havzası

 

Havzanın Sosyal ve Ekonomik Yapısı
Vadiye ulaşım sadece yaz aylarında mümkün. Kış aylarında dağ yolunu kar kapatıyor. Çığ tehlikesinden dolayı yolda kar temizliği yapılamıyor ve vadiye gidilemiyor. Vadide 6 köy var. Köylerde yaz aylarında 300, kış aylarında 150 aile yaşıyor. Kış aylarında hastalar Batum üzerinden Sarp kapısına geçiriliyor.
Hayvanı olmayan aileler kış aylarında Borçka İlçesi'nde yaşıyorlar. Bu aileler ilkbaharda tekrar köylere geliyorlar. Genellikle ailelerin 1-2 inekleri, 5-10 dekar tarlaları var. Tarlalarda mısır ve sebze yetiştiriyorlar. Bu ürünler ailelerin kendi tüketiminde kullanılıyor. Bunların yanı sıra ailelerin ceviz, elma, armut ve kiraz gibi meyve ağaçları var. Bunlar da aile tüketiminde kullanılıyor. Bazı ailelerin fındık bahçeleri var, fındık kısmen pazara gidiyor. Aile başına ortalama yıllık gelir 1500 YTL civarında. Bu zor şartlar altında yaşayan insanların pek çoğu büyük kentlere göç etmekteler.

Geleneksel Arıcılık
1998 yılında vadide 2400 koloni tespit edildi. Bu kolonilerin % 50'si ormanda ağaçların tepesinde geleneksel kovanlarda idi. Geleneksel kovanlar yaklaşık 100 cm uzunluğunda, 50-100 cm çapında ıhlamur ağacından oyulmuş çerçevesiz kovanlar. Evlerin yakınlarındaki arılıklardaki kolonilerin de yarısı geleneksel kovanlardaydı. Ormandaki kovanların ağaçların tepesinde tutulmalarının nedeni ayıların tahribatından korumak. Bu kolonilerden bal hasat etmek için sadece Ağustos veya Eylül ayında ağaçlara tırmanılmakta ve bal hasat edilmekte. Havzadaki kolonilerin ortalama bal verimi 20-30 kg. civarında. 80- 100 kg. bal veren ekstrem koloniler de mevcut.

Havzadaki karakovanların yarısı ağaçların
tepesinde

Arılıklar yaban hayvanlarına karşı korunaklı

Uzmanın karakovanı incelemesi

 

Havzanın İzolasyonunun Sağlanması
Yapılan incelemelerde vadinin arılarının saflığı tespit edildi. Oysa bu vadinin dışındaki bölgelerde Kafkas arısı genelde melezlenmişti. Türkiye'de tüm kolonilerin saf olduğu başka bir bölge kalmamıştı. Bu vadide kolonilerin tamamının saf olarak kalabilmesinin nedeni geçmişte insan eli ile dışardan bu vadiye hiç bir şekilde koloni getirilmemiş olmasıdır.

Vadinin üç taraftan arıların uçamayacağı kadar yükseklikte dağlarla çevrili olması da doğal oğul geçişlerini engellemişti. Vadinin Gürcistan'a açık yönünde ise sınırdan 30 km mesafeye kadar olan alanda koloni hareketinin olmadığı tespit edildi. Vadinin tamamındaki kolonilerin Saf Kafkas olmaları vadinin bundan sonra da melezlenmeden korunmasının önemini ortaya çıkardı. Diğer taraftan Türkiye arıcılığının bu korumaya ihtiyacı bulunuyordu.

Bu vadide doğal çiftleşme ile Saf Kafkas Ana Arı üretmek mümkündü. TEMA Vakfı bu vadide hem Saf Kafkas arıların hem de diğer biyolojik varlıkların korunması için harekete geçti. Artvin Valiliği'ne, Çevre ve Orman Bakanlığı'na, Tarım Bakanlığı'na ve askeri makamlara müracaat edilerek birlikte koruma ve değerlendirme önerisinde bulunuldu. İlgili kuruluşlarla vadinin korunmasına karar verildi. Havzaya dışardan arı ve her türlü biyolojik materyalin girişi yasaklandı.

Vadi Gürcistan sınırına sıfır noktada. Bu nedenle vadiye giriş ve çıkışlar askeri kontrol altında. Bu havzada oturmayanların havzaya girmek için askeri makamlardan izin alma zorunluluğu var. Dışardan koloni girişi bu kontrollerle önlenmekte. Ayrıca vadi halkı da korumanın yararı konusunda bilinçlendirilmiş ve korumaya yardımcı olmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı da Dünya Bankası kaynakları ile bu alanda doğal varlıkları korumaya yönelik çalışmalar başlatmış bulunmaktadır.

Uygulanan Entegre Proje
TEMA Vakfı Kafkas Arısı'nın ve diğer biyolojik varlıkların korunmasına yönelik Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesini uygulamaya koymuştur. Projenin temel ilkesi orada yaşayan insanlara gelir getirecek imkanlar sağlayarak onların yoksulluk nedeni ile doğal varlıkları tahrip etmelerini önlemektir. 1998 yılından bu yana başta arıcılık olmak üzere ekoturizm ve organik tarımsal üretim çalışmaları her yıl geliştirilerek büyütülmektedir. Bu faaliyetlerin entegre olarak yürütülebilmesi için havzaya bir araştırma eğitim ve konaklama tesisi kurulmuştur. Doğal kaynakları tüketmeden sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirildiği örnek bir uygulama ortaya konulmuştur.

Havzadaki Kolonilerin Özelliklerinin Belirlenmesi

Ahmet İnci'nin Tespitleri:
1998 yılının Nisan ayında havzaya giden Ahmet İnci havzada 2400 koloninin varlığını tespit etti. Bu kolonilerin %50'sinin ağaçların tepelerinde geleneksel kovanlarda olduğunu belirledi. En önemli bulgu ise havzadaki tüm kolonilerin işçi arılarının abdomen halkalarının renklerinin siyah olduğu idi. Gözlemlenen 300 koloninin hepsi de siyah abdomen halkalı işçi arı ihtiva eden kolonilerdi. Havzada hiçbir kolonide sarı abdomen halkalı işçi arılar bulunmuyordu. Bunun anlamı havza melezlenmemişti. Bu durum TEMA Vakfı'na ve bilimsel çevrelere rapor edilerek havzanın korunması ve bu havzada Saf Kafkas Ana Arı üretimi yapılması önerildi.

Diğer Bilimsel Çalışmalar:
a. ODTÜ Biyoloji Bölümünden A.Kence, M. Kence, İ. Kandemir: Morfometrik ve izoenzim çalışmaları ile Camili arılarının Kafkas Arısı'nın bir ekotipini oluşturduğunu belirledi.
b. OMÜ Ziraat Fakültesinden A. Güler: Camili arılarının morfolojik değerleri ile Kafkas Arısı'nın bir ekotipini oluşturduğunu belirledi. Bu TÜBİTAK çalışması ile A. Güler de Kence'leri teyit etti.
c. O. Kaftanoğlu, A. Güler: Camili Havzası’ndan ve Camili Havzası’na komşu havzalardan alınan örneklerin morfolojik değerlerinin diskriminat analizlerinde Camili arılarının ayrı bir grup oluşturduğunu tespit ettiler.
d. ODTÜ'den Çağrı Bodur: Yaptığı DNA analizleri ile Camili Arılarının saflıklarını teyit etti.

Seleksiyon Çalışmaları
Program Ahmet İnci tarafından yürütülmektedir. Yukarıdaki çalışmalarla morfolojik, izoenzim ve DNA özellikleri belirlenen ve izolasyonu sağlanan Kafkas Arısı'nın bu Camili Ekotipi’nin bal verimi ve diğer fizyolojik özellikleri yönünden seleksiyonuna geçilmiştir. Havzadaki kolonilerin bal verimleri yıldan yıla değişmekle birlikte ortalama bal verimi 20 -30 kg. arasında bulunmaktadır. Bu kolonilerin arasında 70 - 80 kg bal veren çok verimli koloniler olduğu gibi ortalamanın altında 3 - 5 kg bal verenleri de vardır. Verimde fevkalade bir değişiklik görülmektedir. Bu kadar yüksek değişikliğin nedenleri; ağaçların tepesinde olan kara kovanlara hiç bakım ve beslemenin yapılamaması, arılıklarda olan kara kovanlara sadece varroa ilacı vermenin dışında hiç müdahale edilmemesidir. Kolonilerin ana arılarının genç ana arılarla değiştirilememesi de ortalama verim düşüklüğünün önemli nedenlerinden birisidir. Çerçeveli kovanlardaki kolonilerde bakım ve besleme teknikleri ise yok denecek kadar azdır.

Koloni Verimlerinde Varyasyon Var, En Önemli Sebebi Genetik Nedenler
Camili Havzası’nda önceki yıllarda tespit edilen en yüksek bal verimli, yani en az 70-80 kg bal veren koloniler ana arı üretiminin damızlık kolonilerini oluşturmaktadır. Ana arı üretiminde kullanılan larvalar bu kolonilerden alınmaktadır. Havzada doğal döllenen ana arılar için teorik olarak 80 kg. lık ana hattı ile havzanın ortalaması olarak kabul edilebilecek 20 kg. lık baba hattının toplamının yarısı kadar bal verim özelliği taşıyacağı söylenebilmektedir. Seleksiyon programındaki en önemli husus, ana arı üreten işletmelerde kolonilerin ana arılarının üretilen ana arılarla değiştirilmesidir. Böylece ana arı üreten işletmelerin kolonilerinin erkek arıları ilerleyen yıllarda 70-80 kg. kapasiteli erkek arılar olmaktadır. Bilindiği gibi erkek arıların tüm özellikleri ana arılardan geçmektedir. İlerideki yıllarda ana arı üretim işletmesinde üretilen ana arıların anaları 80 kg., babaları da 80 kg. olmaktadır. Ancak bu teorik sonuca pratikte % 100 ulaşmak mümkün olmamaktadır. Bilhassa çevrede bulunan kara kovanlardaki ana arıların değiştirilemeyişi bu teorik sonuca ulaşmayı engellemektedir.

Havzanın kolonileri hakkındaki ilk tespit 1998 yılında yapılmış ve verim bilgileri koloni sahiplerinin ifadelerine dayandırılmıştır. 1999 yılında havzada ana arı üretimine geçildiğinde Camili merkezinde Macahel A.Ş.'nin ve Özden Gülbin'in, Kayalar köyünde Ömer Güner'in, Efeler köyünde Nazım Kahya'nın ve Uğur köyünde İbrahim Zengin’in arılıklarının en verimli kolonileri seçilerek larva alınacak koloniler olarak tespit edilmişlerdir ve üretime başlanmıştır. 2000 yılında tüm havza kolonilerinin en verimlilerini tespit çalışmaları başlatılmıştır. Daha önceki yılların verimleri hakkındaki bilgilere ilave olarak 1999 ve 2000 yıllarının gerçek verim bilgileri ile havzanın en verimli kolonileri belirlenmiştir.

Macahel A.Ş. bu verimli kolonileri sahiplerinden satın alma teklifinde bulunmaktadır. Satmaya razı olanlardan bu koloniler satın alınarak Macahel A.Ş.'nin kolonilerine katılmaktadır. Sahipleri ikna edilemeyen koloniler, sahiplerinde kalmakta; sahiplerinde kalan bu kolonilerden suni tohumlama laboratuarına erkek arılar alınmaktadır. Bölgede belirlenen en yüksek performanslı 50 koloni Macahel A.Ş. tarafından satın alınarak Macahel A.Ş.'nin arılığına edindirilmiştir. Yine belirlenmiş bir kısım yüksek verimli koloni de satın alınarak ana arı üretimine yeni başlıyor olanlara damızlık koloni olarak kullanmaları için verilmiştir. Diğer yandan yüksek verimlilikleri saptanmış ancak satın alınamayan bir kısım kolonilerden larvalar alınarak Macahel A.Ş.'nin arılığında ana arı yetiştirilmiştir. 2004 yılına kadar süren bu çalışmalar sonucu Macahel A.Ş.’nin arılığında yüksek verimli 300 adet selektif koloni oluşmuştur. Halen üreticilerin elinde de en yüksek verimli koloniler olarak belirlenen ve damızlık koloni olarak kullandıkları 50 adet koloni bulunmaktadır.

Diğer yandan havzada geleneksel arıcılık devam ettirilmektedir. Geleneksel arıcılığın kara kovanları hemen hemen her arılıkta bulunmaktadır. Havzadaki kara kovanlardan en verimli 30 adedi belirlenmiş ve kontrol altındadır. Bu kara kovanlardan, genelde suni tohumlama laboratuarına erkek arılar alınmaktadır. Bal verimliliğine ilaveten hırçınlık, kışa dayanıklılık, propolis toplama, kovan temizleme, ilkbahar gelişme hızı, hastalıklara dayanıklılık açısından da seleksiyon programı devam etmektedir.


Suni Dölleme Çalışmaları
Suni dölleme laboratuarı 2001 yılında kurulmuş ve suni döllenmiş ana arı üretimi başlatılmıştır. Seleksiyon programı ile belirlenmiş yüksek verimli kolonilerden üretilen ana arılar yine yüksek verimli kolonilerin erkek arıları ile döllenmektedirler. Bu çalışmada baba koloni net olarak bilinmektedir. Laboratuar 2001 yılında geçici olarak bir ahşap binada sisteme sokulmuş, 2003 yılının Ağustos ayında Camili köyünde A. Nihat Gökyiğit Araştırma, Eğitim ve Konaklama Merkezi'ndeki yerine taşınmıştır. ODTÜ ile birlikte yürütülen sperm saklama çalışması sonuçlarına göre spermler 15 günlük süreçte güvenle muhafaza edilebilmektedir. 180 mg. 'ın altında doğum ağırlığı olan ana arılar operasyona alınmamaktadır. 215 mg.'ın altındaki ana arılar kullanıma verilmemektedir. Süper Saf Kafkas Ana Arıların yetiştirildiği merkez işletmede akrabalığı önlemek için ilk yıldan bu yana kayıtlar titizlikle tutulmaktadır. Bu süreçten sonraki aşamada hat melezi (inbreeding) çalışmalarına geçilecektir.

Suni dölleme laboratuarı

Suni döllenmiş ana arı

 

Suni Döllenmiş Ana Arıların Kullanılması:
Camili Havzası’nda MACAHEL Arıcılık A.Ş. nin en yüksek verimli kolonilerinden üretilen ana arılar, en yüksek verimli üretici kolonilerinden alınan erkek arılarla suni döllenerek Camili dışındaki sözleşmeli ana arı üreticilerine verilmektedir.
Camili Havzası’nda ana arı üretimi yapan üreticilerin en yüksek verimli kolonilerinden ürettikleri ana arılar diğer üreticilerin en yüksek verimli kolonilerinden alınan erkek arılarla döllenmekte ve ana arıları üreten işletmeye geri verilmektedir.

Gençlerin Ana Arı Üretimi İçin Eğitilmeleri
Bölgede yaşayan ana arı üretmeye istekli bay veya bayan gençler seçilmekte ve ana arı üretebilecek düzeyde eğitilmektedirler. Eğitimleri ana arı üretimini bilen profesyonel kişiler vermektedir. Önce bir aylık sürede toplu olarak teorik arıcılık ve ana arı üretimi bilgileri verilmektedir.

Teorik eğitimde başarılı olanlara minimum 5 koloni ve 20 adet çiftleştirme kutusu verilmektedir. Çiftleştirme kutuları ana arıların kışlatılabildiği iki bölmeli olarak tasarlanmıştır. İşbaşı eğitimi verilen bu koloni ve ekipmanlarla yapılmaktadır. İşbaşı eğitimine katılanlar köylerinde yaşamaktalar. Eğitim ve üretim her katılımcının kendi evinin önünde veya bahçesinde yürütülmektedir. Teknisyenler her katılımcıyı en geç 2 günde bir ziyaret etmektedirler. Ziyarette kursiyerlerin yaptıkları işler düzenli olarak kontrol edilmektedir. Görülen eksiklikler düzeltilmektedir. Teknisyenin yetkisini aşan durumlarda devreye danışman ve yönetim girmektedir.

1998 yılında ilk grupta 13 genç eğitildi. 2002 yılında hem vadide hem de vadi dışından, ağırlıkla Borçka'dan 15 genç daha programa alındı ve eğitildiler. 2004 yılında bunların 23 adedi üretim yaptı.

,

Genç ana arı üreticileri teorik eğitimi

Ana arı üreticilerinin iş başı eğitimi

Organizasyon
TEMA Vakfı ticari faaliyetlerin yürütülebilmesi için havzada daha önce kurulmuş MACAHEL Arıcılık A.Ş.ye ortak oldu . Şirket hisselerinin çoğunluğunu TEMA Vakfı ve Vakfın Yönetim kurulu başkanı A. Nihat Gökyiğit satın aldı. Nihat Gökyiğit hisselerinden bir kısmını peyder pey üretime yeni girenlere devretmektedir. Böylece zaman içinde üreticilerin şirketteki sermayesi yönetimde söz sahibi olmalarını sağlayacaktır. Şirket üreticilere ana arı üretecekleri kolonileri, damızlık ana arılar, çiftleştirme kutuları, temel petek, besleyiciler ve varroa mücadelesinde kullanılan ilaçlar gibi girdileri vermektedir. Şirketin üretimi sürekli izleyen yöneticisi ve teknik elemanları bulunmaktadır. Şirkete ait seçilmiş 300 koloniden oluşan Saf Damızlık Ana Arı üretim işletmesi oluşturulmuştur. Bu işletmede her yıl ana arıları suni tohumlanmış ve en yüksek verimli 50 koloni bal üretimine ayrılmakta ve bal üretimleri değerlendirilmektedir. Bal üretiminde en yüksek verimli koloniler daha sonraki yılların damızlık kolonilerini oluşturmaktadır. Şirketin suni tohumlama laboratuarı ve ana arı kalite kontrol ve pazarlama departmanı amaçlara uygun hizmet sunmaktadır.

Havzanın kaderini değiştirecek arıcılık araştırma, eğitim merkezi

Macahel Arıcılık A.Ş. bir köy evinde faaliyetlerine başladı

TEMA Vakfı yöneticileri arıcılarla durum değerlendirmesinde

AB Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Sn. Hans Kretschmer havzayı ziyaretinde bir köy evinde
Artvin Valisi ve TEMA Vakfı yöneticilerine gördüklerinden çok memnun kaldığını belirtti

Avrupa Birliği Kaynakları ile Eğitimin Genişletilmesi
TEMA Vakfı yürüttüğü bu ana arı üretimini genişletebilmek ve organik bal üretimi için Avrupa Birliği'nden eğitim giderlerine destek istemiştir. Öneri incelenmiş ve 60 işsiz gencin eğitilmesi ve 40 arıcının organik bal üretimine geçirilmesi için destek sağlanmıştır.

Bu kaynakla teknik elemanların işletmelere gidiş gelişleri için araçlar kiralanmış, teknisyenlere ücret ödenmiş, her ana arı üreticisi adaya 5 adet koloni ve 20 adet çiftleştirme kutusu verilmiştir. Bu gençler 2005 Ocak ayından başlayarak teorik eğitime alınmışlardır. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında da işbaşı eğitimleri tamamlanmıştır. Şimdi üretim yapmaktadırlar. Diğer yandan bölgede bulunan geleneksel bal üreticilerinden 40 arıcı organik bal üretimi için eğitilmişlerdir. Bu üreticiler de uluslararası sertifikasyon firmalarının denetiminde organik bal üretimine geçmişlerdir.

AB fonlarından destek alan projede hanımlar teorik ana arı eğitimindeler

AB fonlarından destek alan projede organik bal üretimi eğitimi verilen arıcılar

Ana arı üretimi işbaşı eğitiminde teknisyenle kursiyer birebir uygulamada

Organik bal üretimi işbaşı eğitiminde teknisyenle arıcı birebir arıcılıkta

 

Ana Arı Üretimi ve Gelir
Bir sezon boyunca ana arı üretimi için eğitilmiş gençlere ikinci yıl üretebileceği ana arı oranında koloni edindirilmektedir. Genelde bu ana arı üretici adayları eğitimden sonraki ilk yılda beher koloniden 20-25 ana arı üretebilmekteler. Üretimin ikinci yılında koloni başına üretim 30-35 adede yükselmektedir. Üretim daha ilerdeki yıllarda kişinin yeteneklerine paralel artmaktadır. Koloni başına yıllık 60 ana arı üretebilen üreticiler bulunmaktadır. Tecrübeli üreticiler 50 koloni ile yıllık 2.500 ana arı üretebilmektedirler. Camili vadisinde üretilen ana arılar Saf Kafkas, vadi dışında üretilen ana arılar Artvin melezi olarak vasıflandırılmaktadır.

1999 yılında 2.000, 2000 yılında 3.000, 2001 yılında 4.000, 2002 yılında 4.500,
2003 yılında 6.000, 2004 yılında 7.000, 2005 yılında 15.000, 2006 yılında 20.000 ana arı üretilmiştir.

2006 yılında üretim yapan 23 aile ürettikleri 20.000 ana arıdan 250.000 YTL. gelir elde etmişlerdir. Üreticilere vadide üretilen Kafkas Ana Arıların adedine 18 YTL., vadi dışında üretilen, saflığı garanti edilemeyen ve Artvin melezi olarak vasıflandırılan ana arıların adedine 13 YTL. ödenmiştir.

Geleneksel faaliyetler sonucu aile başına yıllık ortalama 1500 YTL civarında olan gelire karşın, 30 koloni ile yılda kolayca 1000 ana arı üreten bir aile 18.000 YTL gelir elde edebilmektedir. Koloni adedinin artması ile bu rakam artmaktadır. 100 koloni ile ana arı üreten arıcı 3000 ana arı üretebilmekte ve 50.000 YTL nin üzerinde gelir elde edebilmektedir.

Saf Kafkas Ana Arılar kendi ana arılarını kendileri üreten arıcılara damızlık olarak tavsiye edilmektedir. Artvin Melezi Ana Arılar soğuk bölgelerdeki bal üreticilerine tavsiye edilmektedir.

Ana arı sorununu kökten çözecek sistem de budur.

Vadide kışın bir günde 50-70 cm kar yağdığı görülür

Ana arı üretimi ve havzanın korunması hakkında vadi sakinleri bilgilendiriliyor

Yılda 500 ana arı üreten bir işletme

Yılda 1000 ana arı üretebilen bir işletme

Çiftleşmiş ana arı yavruları

Ana arıların tartılması: 180 mg altındaki ana arılar satışa verilmemektedir

Macahel Arıcılık A.Ş. Merkez İşletmesi

Macehel Arıcılık A.Ş. Saf Ana Arı Üretimi Camili

Macahel Arıcılık A.Ş. Saf Ana Arı ÜretimiEfeler Köyü

Satışa sunulan ana arılar

 

Organik Bal Üretimi Sağlanan Gelir ve Balın Pazarlanması:
Macahel Havzası’nda ve Artvin genelinde üretilen ana arılarla desteklenen arıcılarımızdan ballarının pazarlanması doğrultusunda da talepler gelmiştir. Bu talepler değerlendirilmiş ve entegrasyonun sağlanması açısından böyle bir girişimin yararlı olacağı görülmüştür. TEMA Vakfı yönetim kurulu üyelerince yönlendirilen, takip ve kontrol edilen TEMARI A.Ş .kurulmuştur. TEMARI A.Ş' ye TEMA Vakfı tarafından katkısız ve ilaç kalıntısız bal üretimi için eğitilen üreticilerin ürettikleri saf ve organik ballarını pazarlama görevi verilmiştir.

Bu program doğrultusunda TEMA Vakfı'nın teknik kadroları 30 koloninin üstünde kolonisi olan arıcılara duyuru yaparak toplantılar yapmaktadır. Toplantılarda saf ve organik balın üretim koşulları anlatılmakta ve isteyen gönüllü üreticiler programa alınmaktadır. Program 2 haftalık teorik eğitim olarak başlamakta, teorik eğitimde başarılı olanlar üretim sezonu boyunca teknik takibe alınmaktadır. Sözleşme yapılan arıcılara organik temel petek, kek, organik üretim için izin verilen ilaçlar ve organik üretime uygun hijyenik arıcılık malzemeleri ve bal kapları verilmektedir.

Programa dahil olan üreticiler TEMA Vakfı'nın teknik elemanı tarafından 10 günlük periyotlarla kontrol edilmekte ve girdileri işletmelerine kadar götürülmektedir. Bu ziyaretlerde işletme kayıtları tutularak her arıcının kayıtlara endeksli bal üretimleri belirlenmektedir. Diğer yandan bu arıcılar uluslararası organik üretim sertifikasyon firmalarına önerilmektedir. Hasadı müteakip her arıcıdan alınan bal örnekleri arıcı bazında TÜBİTAK' a gönderilerek ticari früktoz analizleri ve kalıntı analizleri yaptırılmakta, bal paraları TÜBİTAK'tan olumlu sonuç geldiğinde ödenmektedir. Uygulamanın birinci yılında üretilen ballar saf bal, ikinci yılda organik bal olarak tüketiciye arz edilmektedir.

İsviçre sertifikasyon firması İMO ile çalışılmaktadır. Ballar TEMA ve SAKLICENNET etiketleri ile pazarlanmaktadır.

Arıcıların geneli kışın Artvin'in vadilerinde kışlayıp Haziran ayı sonuna kadar Kestane ve Ihlamur balı üretmekteler. Haziran sonunda Ardahan ve Kars yaylalarına çıkarak, ağırlıkla Üçgül, Adaçayı, Kır Yoncası, Kekik ve Geven balı üretmekteler.

Önerilen arıcılık tekniklerini uygulayan yani her yıl ana arı değiştiren, bakım ve beslemeyi teknik kurallara uygun yapan, doğru ilacı doğru zamanda veren ve uygun yer seçen bilinçli arıcılar kovan başına ortalama 50 kg’ın üzerinde bal üretebilmektedirler. 2007 yılı için programda olan arıcıların organik ballarından kestaneye 25 YTL/kg, yaylada üretilenlere 15 YTL/kg alış fiyatı uygulanmıştır.

50 kolonisi olan bir arıcı minimum 50 x 30 kg/koloni = 1500 kg x 15 YTL/kg = 22.500 YTL gelir elde edebilmektedir.

100 koloni ile üretim yapan arıcı ise minimum 45.000 YTL gelir elde edebilmektedir.

Organik bal üretimine; ilkbaharda yeni kovan, bölme koloni, genç ana arı, organik temelpetekle başlanmakta

 

Doğru bakım ve besleme, uygun yer seçimi ile Ağustos’da koloni başına ortalama 40 kg bal üretilmekte

Deneyimli bir arıcı, uygun bakım besleme her yıl değiştirilen Kafkas melezi ana arılar, doğru yer seçimi ile koloni başına ortalama 50 kg saf bal üretilebilmektedir

Sertifikasyon firması IMO eksperi arılıkları kontrolde

Organik bal üretimine geçiş arılığı.
Bal hasadına hazır bir koloni

Organik bal üretiminde süzülecek ballar

Organik Bal Üretim Kolonileri ve Doğal Çevre

Macahel Arıcılık A.Ş Organik Bal Üretim İşletmesi

Organik ballar TEMA, Tarım Bakanlığı, IMO Logoları

 

ULUSLARARASI KAFKAS BALARISI ÇALIŞTAYI

14-23 Temmuz 2006

TEMA Vakfı’nın Artvin – Borçka – Camili’de yaptığı çalışmaların bilimsel olarak değerlendirilmesi için Türkiye’de ilk kez arıcılık konusunda uluslararası Kafkas Bal Arısı Çalıştayı düzenlenmiştir. Çalıştayın sponsorluğunu Ali Nihat Gökyiğit Vakfı (ANG) yapmıştır.

Dünyadaki saygın üniversiteler, araştırma enstitüleri ve Apimondia’da arı genetiği konularında çalışan ABD’den üç, Rusya’dan dört, İngiltere, Avustralya ve Azerbaycan’dan birer uzman olmak üzere, yurtdışından toplam 10 bilim adamı katılmıştır.

Türkiye’den Tarım Bakanlığı, Tarımsal Araştırma Genel Müdürü, ODTÜ, Hacettepe, Uludağ, Sütçü İmam Niğde ve Karaelmas üniversitelerinden konularında uzman öğretim üyeleri Tarım Bakanlığı görevlileri, Arı Yetiştiricileri Birlikleri temsilcileri ile TEMA Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı A.Nihat Gökyiğit, Genel Koordinatörü Ümit Y. Gürses, mahalli yöneticiler ve arıcılardan oluşan 60 kişinin üzerinde katılım olmuştur.

Çalıştayın ilk üç günü arazi gözlemlerine ayrılmıştır. Erzurum’da bal pazarı incelenmiş, Erzurum ile Kars arasında gezginci arıcılar görülmüş, gezginci arıcıların ana arı kullanma teknikleri incelenmiş, Kars ve Ardahan’da organik bal üreticileri incelenmiş ve Ardahan ile Artvin arasında ana arı üreticileri ziyaret edilmiştir.

18-20 Temmuz günlerinde Camili Ali Nihat Gökyiğit Araştırma Merkezinde yapılan oturumlarda toplam 23 bilimsel tebliğ sunulmuş ve tartışılmıştır. Son gün bir sonuç bildirisi hazırlanarak çalıştayın görüşü olarak kamuoyuna duyurulması kararlaştırılmıştır.

Kafkas Arısı Çalıştayı Bildirisinin Bazı Önemli Maddeleri:

Türkiye balarılarındaki genetik çeşitlilik bakımından gerçekten de dünyadaki bir çok ülkenin gıpta edeceği bir hazineye sahiptir. Bu hazinenin büyük bir titizlikle korunması gelecek kuşaklara karşı bir yükümlülük ve sorumluluktur. Olası çevre değişiklikleri örneğin salgın hastalıklar kuraklık gibi doğal afetler karşısında çok sayıda ırkın varlığını sürdürmesi homojen bir arı gen havuzundan daha başarılı olacaktır. Bu nedenle arıcılığımıza ekonomik çıkarlar açısından kısa vadeli olarak değil arıcılığımızın sürekliliği açısından bakmak zorundayız. Bu nedenle aşağıdaki önerileri sunuyoruz:

Toplam 14 maddeden oluşan ve Uludağ Arıcılık Dergisi’nin Ağustos 2006 sayısında yayınlanan bildirinin önemli bazı maddeleri aşağıdadır.

1. Madde : Tarım Bakanlığı, Arı Yetiştiricileri Birliği ve benzeri ilgili kuruluşlarla işbirliği yapılarak bir koordinasyon merkezi kurulmalı. Bu merkez bu çalıştayın çıktılarını takip edip, finansman desteği bularak gerekli projelerin yaptırılmasını sağlamalıdır. Biyolojik çeşitliliğin korunması ve yoksulluğun önlenmesi TEMA Vakfı’nın nihai hedefleri arasında olduğundan bu merkez şimdilik TEMA Vakfı bünyesinde kurulmalı, merkezin sekreteryası ile iç ve dış danışma kurulları oluşturulmalıdır.

2. Madde : Yerel Kafkas Camili yaklaşımı uyarınca Türkiye’de Kafkas dışındaki mevcut balarısı ırk ve ekotipleri belirlenmeli, izolasyonu, seleksiyonu ve tescilleri yapılmalı ve toplum elinde korunmalıdır.

5. Madde : Kafkas ve diğer arılarımız için davranış (tozlaşma, hijyen, hastalıklara ve parazitlere direnç ve uysallık vb.) özelliklerinin belirlenmesi için çalışmalar planlanmalıdır.

6. Madde : Saf ve kullanım melezi ana arı üretimi yapacak özel ve tüzel kişilere gereken uygun alanların tahsis edilebilmesi için ilgili kamu kurumlarına öneride bulunulmalıdır.

Kafkas Arısı Çalıştayı Katılımcıları Bir Arada

Erzurum Bal Pazarı

Artvin Melezi Ana Arı Üretim İşletmesi

Kara Kovanların İncelenmesi

 

POSOF’TA YAPILAN ÇALIŞMALAR

Ahmet İnci’nin Posof’a ilk gidişi 1983 yılındadır. O tarihte TKV’de oluşturulan bir ekip Doğu Anadolu bölgesinde Kafkas Arısı tespit çalışması yapmıştır. Posof’ta Saf Kafkas koloniler tespit edilmiş ve Posof’un Aşıkzülali köyünden 100 adet koloni satın alınarak Ankara’nın Kızılcahamam İlçesi Seyhamamı üst vadisine getirilmiştir. Bu koloniler daha sonraki yıllarda TKV’nin damızlık Kafkas kolonilerini oluşturmuşlardır.

Bu vesile ile Posof’ta Kafkas Arısı varlığı literatüre geçmiş ve Türk arıcısına tanıtılmıştır.

Ancak daha sonraki yıllarda Posof’a önce Ardahan Üretme İstasyonu kolonileri gidip gelmişler, sonra da bazı özel kişiler dışardan arı getirmişlerdir. Daha sonra da Posof Yeniköy’e Posof dışından bir ana arı üretim işletmesi getirilmiştir. Bu gelişmeler diğer bölgelerde olduğu gibi Posof’ta da melezleşmenin başlamasına neden olmuştur.

2001 yılında Ardahan Valiliği’nin çağrısı üzerine üniversitelerden, Tarım Bakanlığı’ndan ve TEMA Vakfı’ndan görevlilerin katıldığı bir inceleme ekibi Posof’ta melezleşmenin olduğunu bilimsel olarak tespit etmiştir.

2004 ve 2005 yıllarında Ardahan Tarım İl Müdürlüğü Posof’ta melezleşen kolonileri saflaştırma amacı ile Posof’taki ana arı üreticilerinden aldığı ana arıları melezleştiği gözlenen kolonilerin ana arıları ile değiştirmişlerdir. Ne var ki ana arı alınan işletmenin dışardan Posof Yeniköy’e getirildiği ve melez kolonilerden oluşan işletme olduğu sonradan anlaşılmıştır.

TEMA Vakfı Posof’ta ana arı üretimi ve saflaştırma amaçlı çalışmaya 2006 yılında kaynak bulmuş ve çalışmaları başlatmıştır. Ancak saflaştırma konusunun bir ıslah çalışması olduğunu belirten bakanlık saflaştırma çalışmalarını ve bu çalışmaların takibini ve kontrolünü doğrudan üstlenmiştir.

TEMA Vakfı Posof da ana arı üretimi için 150 kolonilik bir demostrasyon işletmesi kurmuş ve ana arı üretmeye başlamıştır. 2007 yılında bu işletmeden 1500 adet Posof ekotipi ana arı üretimi gerçekleştirilmiş ve arıcıların hizmetine sunulmuştur. Bu işletmenin 2008 üretim hedefi 2500 adet Posof ekotipi ana arıdır.

Diğer yandan Posof’lu 22 genç ana arı üretimi için TEMA Vakfı tarafından bir ay süre ile teorik olarak eğitilmişler ve iki yıldır da kendi ihtiyaçları ana arılarını üreterek pratik kazanmışlardır. Bu gençlere Bakanlık tarafından da kurs verilerek mevzuatla ilgili prosedür tamamlanmış ve gençler Bakanlıktan da eğitim sertifikalarını almışlardır.

Üretim sertifikası olan 22 kişinin 17 adedine TEMA Vakfı 10’ar adet koloni ve yeteri kadar çiftleştirme kutusu vermiş, üreticilerin kendi sahip oldukları kolonilerle birlikte ana arı üretimine tahsis edilmiş toplam 750 adet koloni bulunmaktadır. Toplam 750 adet koloni ve 17 adet eğitim sertifikası olan üretici sertifikalı üretim için iki yıldır Bakanlıktan üretim izni beklemektedirler. Bu üreticilerin üretim izinleri verildiğinde Posof’taki ana arı üretim kapasitesi 7500 ana arıya ulaşacaktır. TEMA Vakfı Posof’ta yaptığı destekleri kendi kaynakları, Alman Elçiliği kaynakları ve TEMA Vakfı Ankara gönüllülerinin sağladığı kaynaklarla yürütmektedir.

Posof’ta MACAHEL Arıcılık A.Ş Ana Arı Üretim İşletmesi

 

ADIYAMAN’DA YAPILAN ÇALIŞMALAR

TEMA Vakfı Avrupa Birliği’nin 2004 yılında GAP illeri için açtığı bölgesel kalkınma programına Adıyaman ve Diyarbakır’da arıcılıkta verimin artırılması ve bal kalitesinin yükseltilmesi amaçlı bir proje sunmuştur. Bu projenin bir ortağı da TÜBİTAK’tır.

Bu projenin hedef kitlesi Adıyaman’da 350, Diyarbakır’da 50 arıcı olmak üzere toplam 400 arıcı idi. Proje 2006 ve 2007 yıllarında uygulanmıştır.

Arıcılara aşağıdaki hizmetler sunulmuştur:

a. 400 arıcıya birer haftalık yoğun arıcılık eğitimi verilmiştir.

b. Her arıcıya kendi ihtiyaçları olan ana arıları üretebilmeleri için 2-5 er adet Saf Kafkas Ana Arılar ve 5-10’ar adet çiftleştirme kutuları verilmiştir.

c. Her arıcı iki yıl boyunca en az her mevsimde bir teknisyenler tarafından ziyaret edilerek işletmelerde görülen eksiklikler düzeltilmiştir.

d. Teknisyenler tarafından her arıcıya kendi ana arısını nasıl üreteceği öğretilmiştir.

e. Arıcılara bal sağlığını riske etmeyen organik kökenli arı sağlığı ilaçları verilmiş, yanlış uygulamalar kontrol edilerek düzeltilmiştir.

f.Projenin başlangıcında her arıcıdan bal örnekleri alınmış TÜBİTAK’ta analizler yapılarak bal hijyenine ne kadar uyulduğu belirlenmiştir. Bal örnekleri uygulamadan sonra da alınarak analizler yapılmış ve projenin etkinliği saptanmıştır.

g. AB projesinin süresinin bitmiş olmasına rağmen TEMA Vakfı arıcılık faaliyetlerine devam ederek projenin sürdürülebilirliliğini sağlamaktadır.

Projenin sağladığı faydalar:

a. Şekerli besleme ile yapılan bal üretimi % 95 oranında durdurulmuştur.

b. 85 arıcı kendi ihtiyacı ana arıları üretmiştir. Bu uygulama giderek yaygınlaşmaktadır.

c. 35 arıcı ticari ana arı üretimi için eğitilmişlerdir. Bunlar işletmelerini kurmuşlar ve bakanlıktan eğitim ve üretim izni beklemektedirler.

d. 2007 yılında koloni başına bal üretimi tüm Türkiye’de normal yıllara göre %50 oranında azalmışken Adıyaman’da % 50 oranında artmıştır.

e. 25 adet bal üretim işletmesi organik bal üretimine geçmiştir.

f. Balda sakıncalı ilaç bakiyesi %1’lere düşmüştür.

g. Projenin çözemediği tek husus piyasadan alınarak kullanılan temel peteklerde parafin bulunmasıdır. TÜBİTAK tarafından yapılan analizlerde parafinsiz temel petek bulunmadığı belirlenmiştir. Bu sorun petekli sofralık bal üretimi yapıldığında halk sağlığını tehdit eder boyuttadır.Bu nedenle Adıyaman’da petekli bal üretimi ve pazarlanması en aza indirilmiştir. Bu sorun Türkiye’nin genel sorunu olarak devam etmektedir.

h. Organik bal üretiminde parafinsiz temel petekler kullanılmaktadır.

i. Projenin her aşamasında Adıyaman Arıcılar birliği ile işbirliği yapılmıştır.

j. TEMA Vakfı projenin sürdürülebilirliğini takip etmekte, kendi ana arılarını üretenleri ticari ana arı üretim işletmelerini ve organik bal üretim işletmelerini desteklemeye devam etmektedir.

ÇAM PAMUKLU KOŞNİLİ ÇALIŞTAYI

KOŞNİL DOĞAL VARLIK İLAN EDİLDİ

TEMA Vakfı’nın ve Muğla Üniversitesi Rektörlüğü’nün birlikte düzenlediği ve ANG (Ali Nihat Gökyiğit ) Vakfı’nın sponsorluğunu yaptığı çalıştayda Çam Pamuklu Koşnili Doğal Varlık ilan edildi.

Çalıştay 30–31 Ekim 2007 tarihlerinde Muğla Üniversitesi kampüsünde yapıldı. Çalıştaya ; Haçettepe Ü. Biyoloji Bölümü’nden üç adet, İstanbul Ü. Orman Fakültesi’nden iki adet, Muğla Ü. Kimya Fakültesi’nden bir adet bilimsel sunumun yanında Orman Bakanlığı’nın ve Tarım Bakanlığı’nın görüşleri de sunuldu. Ayrıca Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği, TEMA Vakfı, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Muğla Tarım İl Müdürlüğü, Ula Meslek Yüksek Okulu yetkilileri de sunumlar yaptılar.

Çalıştay sonucunda düzenlenen bildiri aşağıdadır.

Çam Pamuklu Koşnili Çalıştayı Sonuç Bildirisi

Muğla, 30 – 31 Ekim 2007

Arıların salgısından çam balını topladıkları Çam Pamuklu Koşnili “ Marchalina hellenica” Arıcılık ve Çam balı açısından bir doğal varlık olarak görülmektedir. Halen Güneybatı Anadolu’da doğal olarak yayılmış bulunmaktadır.

2007 yılında yaşanan aşırı sıcaklık ve kuraklık nedeni ile çam balı üretimi yok denecek kadar az olmuştur. 2007 yılında bal üretiminin bu denli azalmasının yanı sıra, Muğla ilindeki 600,000 koloni ve Muğla’ya başka illerden gelen en az 750,000 koloni kış aylarında ölme riski ile karşı karşıyadır.

Risk altında olan bir milyonun üzerindeki arı kolonilerinin kurtarılması ve bölge arıcılığının ve Çam balı üretiminin sürdürülmesi için bir dizi tedbir alınmasına gereksinim bulunmaktadır. Arıların kışı geçirebilmesi yönünden tek seçenek olan beslenme yapılmalıdır. Bunun için kamu desteğine gereksinim vardır. Bu nedenle Tarım Bakanlığı tarafından bölge arıcılığı kuraklık destek kapsamına alınmalıdır. Ormanların (OGM) fonksiyonel planlarında Çam Pamuklu Koşnili’nin sosyal bir olgu olduğu benimsenerek, mevcut orman amenajman planlarında belirtilen, Muğla’da 60,000 hektar, Aydın’da 15,000 hektar “koşnilli” kabul edilen alanların, OGM İşletme şeflikleri vasıtası ile arazideki kontrolleri yapılarak, alanlar ve sınırları güncelleştirilmelidir.

Çam Pamuklu Koşnilli ile yapılacak çalışmalar belirlenen bu bölgeler içerisinde kalacak şekilde sınırlandırılmalı ve planlanarak kontrol altında yapılmalıdır. Zirai mücadele ve zirai karantina kanununa göre Basra böceğinin bir bölgeden bir başka bölgeye aşılanmasının önlenmesi sağlanmalıdır.

Yurdumuza dışarıdan yeni girdiği ifade edilen ve Çam Pamuklu Koşnili ile beraber yaşadığı bildirilen Matsucoccus türlerinin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için araştırmalar başlatılıp, tüm tedbirler alınmalıdır.

Marchalina Hellenica konusunda yapılabilecek çalışma ve araştırmalar aşağıdaki başlıklar altında toparlanmıştır;

  • Sosyo-ekonomik
    • Muğla Orman köyleri sosyo-ekonomik yapısı ve çam balı ile olan bağlantısı
    • Çam balının ülke ekonomisindeki yeri ve önemi
    • Çam pamuklu koşnilinin yayıldığı kızılçam ormanlarının planlama ve silvikültürel müdahale esaslarının belirlenmesi
    • Çam balı ve çiçek balını birbirinden ayırt edecek analizlerin yapılması, bal kimyası konusunda yapılacak analizlerin arttırılması ve bu konuya destek verilmesi
  • Ekolojik
    • Marchalina Hellenica ’nın doğal yayılış alanlarının belirlenmesi
    • Yatağan Termik Santrali’nin Bölgedeki Kızılçam Ormanları üzerine etkisi
    • Basra’lı Kızılçam ormanlarında bulunan böceklerin saptanması ve türlerin birbirleri arasındaki ilişkileri
    • Marchalina Hellenica’nın iklim koşullarına göre populasyon dinamiğinin ortaya konulması
    • Marchalina hellanica ’nın detaylı tür davranışlarının belirlenmesi
  • Uluslararası İşbirliği
    • Türkiye, Yunanistan ve İtalya arasında işbirliği araştırılması
    • Bu hususta EU fonlarına proje hazırlayıp verilmesi

Bu çalıştayda önlem alınmazsa kış aylarında yoğun koloni kayıpları olacağına değinilmişti. Muğla’da arıcıların 2008 ilkbaharına kolonilerinin %50 sini kaybederek çıktıkları bildirilmektedir.

 

KAÇKAR PROJESİ

Kaçkar Dağları Sürdürülebilir Orman Kullanımı ve Koruma Projesi:

Bu proje Kaçkar Dağlarının Artvin İlinde bulunan bölümünde orman ekosisteminin gözlemlenen bozulma sürecini ve biyolojik çeşitlilik kaybını yavaşlatmak ve bu süreci tersine çevirmek için katkıda bulunma amaçlıdır.

Proje Avrupa Birliği tarafından desteklenmekte ve TEMA Vakfı tarafından yürütülmektedir. ODTÜ, AKYD. DKMPGM, OGM, Artvin Valiliği, TÜGEM ve BTC şirketi proje ortaklarıdır.

Projeyi oluşturan bileşenler: Biyolojik çeşitliliğin korunması. Sürdürülebilir ormancılık. Yaban hayatı yönetimi. Sürdürülebilir turizm. Ve alternatif gelir kaynaklarının oluşturulmasıdır.

Dört yıl süreli uygulama sürecinde,bölgede yaşayan insanların çevre ile dost, sürdürülebilir gelir kaynakları sağlamaları, projenin önemli bir bileşenidir. Gelir getirici faaliyetlerinden birisi de arıcılıktır.

Arılar, alandaki Kestane ve Ihlamur ormanlarının yanı sıra alpin çayırlarındaki çiçek zenginliği sayesinde çok kaliteli ballar üretmektedirler. Bölgenin Anzer balı gibi,oldukça meşhur balları bulunmaktadır. Arıcılığın geliştirilmesi ve bu balların özel pazarlama kanallarından satılması ile yöre halkına önemli bir gelir sağlayacağı düşünülmektedir. Bölge sakinlerine arıcılık eğitimi ve girdileri sağlanacaktır. Bu suretle bölge halkının ormanlar üzerindeki baskısının azaltılmasına katkıda bulunulacaktır. Proje kapsamında başta teorik ve uygulamalı arıcılık eğitiminin yanı sıra bir kısım arıcılık girdileri de verilecektir.

Kaçkarlarda Önemli Bir Ballı Bitki Orman Gülü (Rhdodendron)

ARICILARIN KENDİ ANA ARILARINI ÜRETMELERİNİN YARARLARI

Türkiye’de adına doğru ana arı üretimi çok azdır. Üretilen ticari ana arıların genelde damızlıkları yoktur veya yetersizdir. Üretim kaliteleri düşüktür veya baba hattı yanlış ve yetersizdir veya yanlış bölgelere satılmaktadırlar ve adapte olamamaktadırlar.

Ticari ana arı üreten ve satan özel ve tüzel kişilerin yaptıkları üretim şekli şöyledir:

Tarım Bakanlığı ana arı üreticilerine damızlık kullanmalarını dayatmaktadır. Damızlık olarak halen Kafkas arısının dışında kaynak bulunmamaktadır. Ticari ana arı üretim işletmeleri işletmeye saf Kafkas olduğu iddia edilen birkaç adet ana arı almaktadırlar.

Akdeniz sahilinde ve İç Anadolu’da üretim yapılan işletmelerdeki diğer tüm koloniler Muğla orijinli koloniler olmaktadır. Diğer bölgelerde üretim yapan işletmelerde de işletmenin kolonileri mahalli koloniler olmaktadır.

Akdeniz sahilinde ve İç Anadolu’da damızlıklardan larva alınarak üretilen ana arıların yavrularının yani işçi arılarının anası Kafkas babaları Muğla arısının erkekleri olmaktadır. Diğer bölgelerde üretilenlerin de, babası o yöredeki erkekler olmaktadır.

Ticari ana arı üreten işletmeler dölleyici erkek arı kolonileri bulundurmamaktadırlar. Son yıllardaki önemli yanlışlık babası Muğla erkeği işçi arı yumurtlayan ana arıların Muğla çam balı dışında arıcılık yapıyor olanlara dağıtılması olmuştur. Bu koloniler ölmüşlerdir.

Mademki ticari ana arı üretenler tecritli bölgelerde üretim yapmıyorlar ve erkek hattı kontrol edilemiyor ve ticari ana arılar mahalli erkeklerle dölleniyorlar, bu durumda en doğru olan arıcının kendi ana arılarını kendilerinin üretmesidir. Üretilen ana arıların arıcının kendi arılığında döllenmesidir.

Bu Sistemin Avantajları Şunlardır:

a. Arıcı damızlığının ne olduğunu net olarak bilmektedir. Saf Kafkas damızlık ana arılar, Artvin Borçka Camili’den ucuza ve kolayca temin edilebilmektedir.

b. Ana arılar arıcının arılığındaki kolonilerin erkekleri ile döllenmektedirler. Arıcının arılığındaki koloniler o bölgede yaşayabilen bölge şartlarına adapte olmuş kolonilerin erkekleridir.

c. Bir arılığın ihtiyacı ana arıyı dölleyebilecek kadar erkek arı o arılıkta erken İlk bahar ve yaz aylarında daima mevcuttur. Ana arılar yeteri sperm alabildikleri için ticari üretimlerdeki döllenme yetersizliği yaşanmamaktadır. Yani doğru üretilmiş ana arılar olmaktadırlar.

d. Arıcının her zaman elinin altında kullanabileceği doğru ve güvenilir ana arı bulunabilmektedir.

e. Arıcılar kendi ana arılarını üreterek ana arı alma masrafından kurtulmaktadırlar.

Bu Yöntem Yaygın Olarak Uygulandı ve Başarılı Oldu:

a. Bal üretim işletmelerinde temin edilen damızlıklar ve özel tasarlanmış çiftleştirme kutuları ile ihtiyaç duyulan ana arılar kolayca üretilebilmektedir

b. TEMA Vakfı’nın Artvin ve Ardahan’da yürütmekte olduğu Organik Bal Üretim Projesinde uygulandı ve organik bal üretim projesine dahil her arıcıya koloni miktarına oranlı olarak 2-5 adet damızlık ana arı ile 5-10 adet çiftleştirme kutusu verildi. 150 nin üzerinde organik bal üreticisi arıcı ihtiyaçları olan ana arıları kendi arılıklarında kendileri ürettiler. Bu işletmelerde arı ölümleri olmadığı gibi bal üretimi de % 50 oranında arttı.

c. TEMA Vakfı bu sistemi Adıyaman projesinde de uyguladı. Yüzlerce arıcı kendi ana arılarını üretmeye başladılar.

 

 

TEMA Vakfı, BTC, TEMARI, Macahel Arıcılık A.Ş. Organik Bal Üretim Projesi

Bakü Tiflis Ceyhan ham petrol boru hattı güzergahındaki kırsal kalkınma faaliyetlerinin desteklenmesi kapsamında BTC Fonlarından temin edilen kaynak ile Artvin, Ardahan ve Kars İllerinde arıcılık yapan 105 arıcının organik bal üretimine geçirilmesi projesidir.

Saha çalışmaları: Bal üreticilerinin seçilmesi, eğitilmeleri, teknik takip ve kontrollük hizmetleri Macahel Arıcılık A.Ş. tarafından yürütülmektedir. TEMARI A.Ş arıcılara organik temel petek, organik ilaç, ekipman sağlamakta, üretilen organik balları satın alarak pazarlamaktadır. Organik üretim İMO sertifikasyon firması tarafından takip ve kontrol edilmekte ve sertifikalandırılmaktadır. 2007 yılında 46 üretici sertifikalandırılmış, 35 üretici de geçiş dönemine alınmıştır. Proje 2008 yılında devam edecektir.

TEMA Vakfı’nın Çalıştığı Arıcılarda Normalin Dışında Koloni Kaybı Olmamıştır

TEMA Vakfı ve Macahel Arıcılık A.Ş’nin gerek Macahel’deki merkezi işletmesinin, gerekse organik bal üreten sözleşmeli arıcıların işletmelerinde koloni kayıpları fevkalade düşüktür.

2006-2007 kışında Artvin’de ve Ardahan’da koloni kayıpları %50’nin üzerinde iken aynı kış Macahel Arıcılık A.Ş’nin merkez işletmesinde koloni kayıpları %5, organik bal üretim işletmelerinde %8 olmuştur. 2007-2008 kışında merkez işletmede koloni kaybı %3, organik bal üretim işletmelerinde koloni kaybı %5 olmuştur.

Türkiye genelinde geçirilen son iki kışta %50’yi aşan kış kayıplarına karşın %10 olan kayıplar normal sayılırken TEMA Vakfı’nın sözleşmeli bal üreticilerinin işletmelerindeki kayıpların % nun da altında olması doğru bakım besleme, doğru ana arı kullanma, hastalıklarla doğru zamanda ve doğru ilaçlarla mücadele ve doğru arıcılık tekniğinin uygulanması sonucu sağlanmıştır.

.

TEMA Vakfı Arıcılık Çalışmaları Projeksiyonları
TEMA Vakfı yerel ve uluslararası kaynaklarla Artvin ve çevresindeki illerde arıcılık eğitimini genişleterek devam ettirecektir. Ayrıca Artvin ve çevresindeki coğrafyada organik bal üretimini 500 adet arıcı ile yapmayı, 5 yıl içinde 500 ton organik bal üretimine ulaşmayı hedeflemektedir. Böylece, insanlara doğdukları topraklardan göç etmeden iş ve aş imkanları sağlanmış olacaktır.

Organik bal üretimi diğer yörelerde de yaygınlaştırılacaktır.

Ülkemizin doğal varlıkları olan Anadolu ve Muğla arılarından başlamak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak bu ırkların saflarının izolasyonu ve seleksiyonu sağlanacak kaybolmaları önlenecek ve üreticinin kullanımına arz edilecektir.

Arıcıların kendi ana arılarını üretmelerine destek verilecektir. İsmine doğru yetiştirme kalitesi yeterli ticari ana arı üretimi desteklenecektir.

Elektronik arıcılık eğitim materyali hazırlanacaktır.

Arıcılık sektöründe faaliyet gösteren birlik dernek, akademik kuruluşlar ve diğer sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılacaktır. Yapılan çalışmalar yurtiçi ve yurtdışında tanıtılacaktır. Bu amaçla uluslararası arıcılık kongrelerine gidilecek ve daha öncede olduğu gibi bildiriler sunulmaya devam edilecektir. Türkiye arıcılığını tanıtım amaçlı dünya arı otoritelerinin katılacağı 2-14 Ağustos 2008 tarihlerinde arı safari (Bee Safari) düzenlenmiştir. Bu gezi gelecek yıllarda da tekrarlanacaktır.

SONUÇ

Yanlış arıcılık uygulamaları ve iklim koşulları nedeni ile kitlesel arı ölümleri olmaktadır. Son iki kışta Türkiye genelinde %50’nin üzerinde koloni kayıpları yaşanmıştır.

Koloni kayıplarının bariz göstergesi bal üretiminin düşmesidir. Arıcılık ve bal cenneti ülkemiz kalitesi bilinmeyen balları ithal eder duruma düşmüştür. Bal yoksa ithal ederiz politikası arıların döllemedeki görevini bilmemektir. Ucuz bal ithalatı ile ölen arıcılığa son darbe de vurulmuştur. Dayanan son arıcılarda bu son darbe ile arıcılığı bırakacaklardır. Arıcılar desteklenmez arı ölümleri önlenemezse arılarla döllenen bitkisel üretim düşecek, gıda kıtlığı yaşanabilecektir. Bu nedenle kolonilerin ölümleri mutlaka önlenmelidir.

Arı ölümleri durdurulabilir. TEMA Vakfı’nın ve kimi bilinçli arıcıların uygulamaları bunun mümkün olduğunu göstermektedir.

Ülke genelinde arı ölümlerini durdurmak için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın duyarlı olması ve doğru arıcılk politikası üretmesi gerekiyor.

Tarım Bakanlığı eğitimdeki, damızlıktaki, arı sağlığındaki ve bal kalite kontrolündeki bu çarpıklıkları mutlaka düzeltmeli, üreticiyi ve tüketiciyi koruyacak akılcı tedbirleri almalıdır.

10.06.2008

Ahmet İNCİ

Ziraat Y. Mühendisi

TEMA Vakfı Arıcılık Danışmanı

 

 

TEMA Vakfı

Çayır Çimen Sk.

Emlak Kredi Blokları

A-2 Blok D:10

Levent 80620 İstanbul

Tel : 0212 2837816

Faks : 0212 2811132

www.tema.org.tr

tema@tema.org.tr

MACAHEL Arıcılık A.Ş.

Borçka - Artvin

Tel :0466 2125455

Tel : 0466 4153151

GSM : 0532 3519825

Faks : 0466 4153739

macahelana@ttnet.net.tr

macahelas@macahelas.com

www.macahelas.com

TÜM-ARI

Gıda San. ve Tic. A.Ş.

Hacı Evhaddin Mah. Hacı Hamza

Mektebi Sk. Belgrat Kapı Girişi

34100 No:69 Yedikule / İstanbul

(Abdi İpekçi Spor Salonu Karşısı)

Tel : 0212 5290878

Faks : 0212 5308002

info@tum-ari.com

www.tum-ari.com

Ahmet İnci

Ziraat Yük. Müh.

TEMA Vakfı Arıcılık Danışmanı

Tel : 0312 8144182

GSM : 0532 4769143

ahmetinci_@hotmail.com

www.inciari.com

bilgi@inciari.com